KIRK KATIR MI KIRK SATIR MI?
Türkiye'yi (tabii ki SOROS'un tabiriyle TSK'yı) Kuzey Irak'ta ve üsler aracılığıyla İran'da taşeron firma olarak kullanmak isteyen ABD derin devleti AKParti'yi kırk katır/kırk satır ikilemi ile karşı karşıya bıraktı.
Ya söz dinleyip Irak jandarmalığını ve İran'a müdahaleye destek verecek ya da CHP-MHP koalisyonuyla karşı karşıya kalacak.
DTP'nin mecliste grup kurma olasılığı ve hergün bir terör saldırısı, AKParti yönetimine gerekirse başka bir iktidarın devreye sokulacağına yönelik ciddi mesajlar olarak görülmeli...
Unutmayalım ki, ABD ve müttefikleri "kapatma davası", "yeni bir muhtıra" ve "Kürt Federasyonu'nun ipleri" gibi çok önemli kozları hala ellerinde tutmaya devam ediyorlar.
CHP'ye sokulan ANAP'lı, MHP'li ve sağ ulusalcı isimlerin (İlhan Kesici, Edip Safter Gaydalı, Lütfullah Kayalar, Yaşar Okuyan, İsmail Amasyalı...) işlevlerinin bu seçenek olduğunu gözardı etmemek gerekir. Eğer Mesut Yılmaz da meclise girerse hem CHP'nin hem de MHP'nin önüne de bir sopa konmuş olacak. Tüm bu ilişkilerin tepesine Süleyman Demirel'i koyduğunuzda portre hemen hemen tamamlanmış oluyor.
DTP'nin işlevi ne olacak peki? Bence DTP'nin listesindeki isimlerin Barzani ile yakınlığına bir göz atmak gerekir. PKK'yı lisanı münasip ile kınayan bir DTP, CHP-MHP koalisyonuna destek verecektir. Bu destek de medya tarafından Kürtlerin demokratikleşmesi olarak piyasaya servis edilecektir hiç şüpheniz olmasın.
Bir diğer olasılık da, AKParti'nin yüksek oy almasına rağmen hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamaması durumunda DTP'li bağımsız milletvekillerinin AKParti'ye katılarak hükümetin kurulmasını sağlamaları... Bu seçenek de AKParti için kırk katır/kırk satır ikileminin devamından başka birşey değildir.
Türkiye'nin ABD'yi bypass ederek, İran-Suriye-Sünni Cephe ittifakıyla Kuzey Irak'a girme olasılığı da sanki özel olarak servis ediliyor, tıpkı Rusya ve Çin'le ittifak yapılabilir iddialarının gündeme taşınarak, aslında ABD/AB ittifakının vazgeçil(e)mezliğini/zorunluluğunu kanıtlamaya yönelik "Batı'dan koparsak işte gideceğimiz karanlık yer" tartışmaları gibi...
Ya söz dinleyip Irak jandarmalığını ve İran'a müdahaleye destek verecek ya da CHP-MHP koalisyonuyla karşı karşıya kalacak.
DTP'nin mecliste grup kurma olasılığı ve hergün bir terör saldırısı, AKParti yönetimine gerekirse başka bir iktidarın devreye sokulacağına yönelik ciddi mesajlar olarak görülmeli...
Unutmayalım ki, ABD ve müttefikleri "kapatma davası", "yeni bir muhtıra" ve "Kürt Federasyonu'nun ipleri" gibi çok önemli kozları hala ellerinde tutmaya devam ediyorlar.
CHP'ye sokulan ANAP'lı, MHP'li ve sağ ulusalcı isimlerin (İlhan Kesici, Edip Safter Gaydalı, Lütfullah Kayalar, Yaşar Okuyan, İsmail Amasyalı...) işlevlerinin bu seçenek olduğunu gözardı etmemek gerekir. Eğer Mesut Yılmaz da meclise girerse hem CHP'nin hem de MHP'nin önüne de bir sopa konmuş olacak. Tüm bu ilişkilerin tepesine Süleyman Demirel'i koyduğunuzda portre hemen hemen tamamlanmış oluyor.
DTP'nin işlevi ne olacak peki? Bence DTP'nin listesindeki isimlerin Barzani ile yakınlığına bir göz atmak gerekir. PKK'yı lisanı münasip ile kınayan bir DTP, CHP-MHP koalisyonuna destek verecektir. Bu destek de medya tarafından Kürtlerin demokratikleşmesi olarak piyasaya servis edilecektir hiç şüpheniz olmasın.
Bir diğer olasılık da, AKParti'nin yüksek oy almasına rağmen hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamaması durumunda DTP'li bağımsız milletvekillerinin AKParti'ye katılarak hükümetin kurulmasını sağlamaları... Bu seçenek de AKParti için kırk katır/kırk satır ikileminin devamından başka birşey değildir.
Türkiye'nin ABD'yi bypass ederek, İran-Suriye-Sünni Cephe ittifakıyla Kuzey Irak'a girme olasılığı da sanki özel olarak servis ediliyor, tıpkı Rusya ve Çin'le ittifak yapılabilir iddialarının gündeme taşınarak, aslında ABD/AB ittifakının vazgeçil(e)mezliğini/zorunluluğunu kanıtlamaya yönelik "Batı'dan koparsak işte gideceğimiz karanlık yer" tartışmaları gibi...

0 yorum:
Yorum Gönder