MEKTUPLAR III

“Çocukları evlerine geri getirin
Çocukları evlerine geri getirin
Bırakmayın çocukları kendi başlarına
Çocukları evlerine geri getirin”
Bu sefer sizlere uzun bir mektup yazmayacağım. Çünkü ne söylersem söyleyeyim kelimeler, cümleler yeterli olmayacak.
Bu ülkenin, bu toprakların da çocukları var. Aynı havayı, aynı toprağı paylaşan çocukları…
Birbirlerinin cenazelerine ağlayan, acılarına, sevinçlerine ortak olan çocukları var.
Daha doğrusu vardı.
Yıl 1914, büyük paylaşım savaşlarının ilkinin başladığı yıl, yani 1. Dünya Savaşı...
Bu topraklar bölüşüm/paylaşım kavgasının hedeflerinin tam ortasındaydı...
Dünyada var olan sömürgeci sisteme direnen son kaleydi bu topraklar...
Ele geçirmenin yolu tarih boyunca değişmemiştir, böl, parçala, ayrılık ve düşmanlık tohumları ek kardeşler ara-sına ve mahsulü topla…
O 600 yıl süren kardeşlik, adına milliyetçilik denen bir ayrıkotu tohumu ile darmadağın oldu.
Çocuklar, çocuklarımız, kardeşlerimiz, komşularımız, dostlarımız paramparça oldular.
Birbirlerine düştüler, ölmekte olan babalarının mirasını paylaşmak için…
İşte ilk o zaman fark ettik, Ermeni, Rum, Müslüman, Türk, Kürt, olduğumuzu…
Bizim için hiç önemi olmayan bu isimler birden, bizi komşumuzdan, kardeşimizden, çocuklarımızdan ayıran şeyler oldu.
Paramparça olduk, darmadağın…
Kimimiz kimimizi öldürdü, kimimiz kimimizi sürdü, kimimiz düşmanla işbirliği yaptı, kimimiz düşman süngü-süyle toprağa düştü.
Ne Muhammed’in çocukları kaldı, ne de Muhammed’in yetimleri…
Sonuçta hepimize bir avuç toprak kaldı, o koskoca yedi düvele yayılan coğrafyadan…
Artık “bizim de” bir toprağımız var dedik, bizim olan devasa bir coğrafyayı aç sırtlanlar gibi saldıran sömürgeci batılılara bırakarak.
“Bizim de bir toprağımız var”, herhalde hiçbir insan aile toprağını parçalayarak, darmadağın ederek elinde kalan için böylesine acı bir sevinç duymamıştır.
Yenilmiştik, tükenmiştik, paramparça edilmişti her şeyimiz…
Şimdi ayağa kalkma, direnme, “biz” olanı geri getirme zamanıdır.
ÇOCUKLARIMIZI GERİ İSTİYORUZ…
Toprağından koparılan, sürgüne giden, kaçan, hicret eden çocuklarımızı geri istiyoruz.
Geçmişte ne yapmış olurlarsa olsunlar, ne yapmış, ne etmiş, ne olmuşsa olsun çocuklarımızı istiyoruz.
Onlar burada mutluydular, 1000 yıllık, 500 yıllık kardeşleriyle mutluydular.
Yaban ellerde aşağılandılar, horlandılar, çocuklarının dinlerine, dillerine misyonerler üşüştü.
Bu ne büyük bir kandırmacadır, ne büyük bir tuzaktır yarabbi…
Ayıran, parçalayan, nifak sokan, katleden, dinine, diline tahammül edemeyenler kurtarıcı olmuş, binlerce yıllık gardaşlık düşmanlığa dönüşmüş.
Geri istiyoruz çocuklarımızı, toprağımıza, “bizim” toprağımıza çağırıyoruz,
Agop’u, Matild’i,
Yorgo’yu, Eleni’yi,
Çekdar’ı, Berivan’ı,
Bitsin artık bu gurbetlik, bitsin artık bu ayrılık…
Sizi ve bu toprağın tüm çocuklarını gözlerinden öpüyorum…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder